Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı

Doktora Tezi Özeti

Özkanlar Sağlık Ocağı Bölgesinde 20 yaş Üzeri Nüfusta Hipertansiyon Prevalansı ve Risk Faktörleri

Kevser Vatansever

Danışman: Feride Saçaklıoğlu

Kalp hastalıkları, içinde bulunduğumuz yüzyılın ikinci yarısından itibaren, hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan ülkelerde, en önemli morbidite ve mortalite nedenlerinden birisi olmuştur. Hipertansiyon, kalp hastalıkları içinde, toplumu en çok etkileyen ve en sık görülen hastalıklardan birisidir. Hipertansiyon hem bir hastalık, hem de vasküler hastalıklar, koroner kalp hastalığı, serebrovasküler hastalıkları için bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Hipertansiyonun oluşumunda ise, LDL içeriği yüksek yağ tüketimi, tuz tüketimi, sigara kullanımı gibi diyet ve alışkanlıklarla ilgili faktörler, şişmanlık, sedanter yaşam, eğitimsizlik ile genetik faktörlerinin önemli rol oynadığı bildirilmektedir. Oluşumunda şişmanlık, eğitimsizlik, yağ tüketimi. Tuz tüketimi ve sigara alışkanlığı gibi “değiştirilebilir” faktörlerin önemli rol oynaması, tanısın kolay, sağaltımının etkili olması nedeniyle, hipertansiyon için bir etkili “koruma ve kontrol programı” oluşturmak göreceli kolaydır ve gereklidir. Bu çalışmanın amacı, kentsel özellik gösteren Bornova Özkanlar Sağlık Ocağı bölgesinde yaşayan 20 yaş ve üzeri yetişkinlerde hipertansiyon prevalansını saptamak, olası risk faktörlerini belirlemek ve koruma ve kontrol programı’nın temel özelliklerine ilişkin öneriler oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda Özkanlar Sağlık Ocağı bölgesinde yaşayan 20 yaş ve üzeri nüfusta hipertansiyon prevalansı % 17.8 olduğu saptanmıştır. Kadınlar ve erkekler arasında, hipertansiyon görülme sıklığı yönünden fark bulunamamıştır. Eğitim almamışlarda ve ilk okul mezunlarında, Beden Kitle İndeksi 25,1 ve üzerinde olanlarda, birinci ve ikinci derece yakınlarında hipertansiyon olanlarda, 21 yıldan uzun süre sigara kullananlarda, hafta iki kez veya daha sık alkol alanlarda haftada iki öğünden çok et tüketenler de hipertansiyon görülme sıklığı, anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Çalışmanın ilgi çekici bir sonucu da, az tüketen ya da hiç tuz kullanmadığını ifade edenlerde kan basıncı ortalamalarının ve hipertansiyon görülme sıklığının daha yüksek olmasıdır. Benzeri şekilde, sadece diyet ekmek tüketenlerde kan basıncı ortalamaları ve hipertansiyon sıklığı, normal ekmek tüketenlerden daha yüksektir. Bu durum, toplum da hipertansiyonun oluşumunda faktörlerin kısmen de bilindiği, hipertansif hastalarının yaşam biçimi değiştirme çabası içinde olduğu düşünülmektedir. Bu bulgular ışığında halk sağlığı çalışanlarının da dahil olduğu, eğitim, gıda sektörü gibi sektörlerle işbirliği içinde, en önemlisi politikacıların kararlılığı ile desteklenen bir koruma ve kontrol programı oluşturma görevi beklediği söylenebilir.

Son güncelleme:

[Ana sayfa] [Duyurular] [Seminer] [Kitap tanıtımı] [Kadro] [Tarihçe] [Tezler] [Mezuniyet öncesi] [Mezuniyet sonrası] [Laboratuvar] [İnternet bağlantıları]

Sayfayla ilgili öneri/ eleştirileriniz için: durusoyr@med.ege.edu.tr